... okuyorsunuz
Günlük

Kurumsallaştıramadık – larımızdan mısınız ? @TolgaTatari

Kurumsallaştıramadık – larımızdan mısınız ?

Sene 2002, dijital ajansım Türkiye’nin en büyük sigorta şirketlerinden birinin web sitesini yapmak için diğer bir kaç ajansla birlikte talip olmuştu. Proje büyük değildi. Şirketin varolan websitesindeki içeriği biraz cilalayıp sitenin tasarımını da daha modern bir görünüme sahip hale getirecektik. Teklifi verdikten bir kaç gün sonra gelen email’de özetle “Tebrikler, iş sizin, gelin bir toplantı yapalım, hem ekiple tanışır hem de detayları konuşuruz” diyordu.

Büyük bir sevinç ve heyecanla atladık arabamıza ve yola çıktık. Az sonra koca bir gökdelenin yirmi küsürüncü katındaki toplantı odasındaki devasa (25 kişilik) toplantı masasında 3 kişilik yerimizi almıştık. Bir tasarımcı, bir yazılımcı ve ben. Zaten o zaman ajansımız çaycısı dahil 5 kişi. Müşterimiz ise o toplantıya tek bir koltuğu bile boş bırakmayacak şekilde, 22 kişi ile katıldı.

 

Kartvizitler alındı ve verildi. Önümde bir kartvizit yığını, 4. kartvizitten sonra butun isimler ve görevler birbirine girmişti bile. Kimler yoktu ki toplantıda, “Program Ofis Direktörü” mü istersiniz, “Karar Destek Uzmanı” mı, “İştiraklerle Sinerji Müdür Yardımcısı” veya “İçerikten Sorumlu Personel Şefi” mi… (daha yaratıcı ünvanlar için şunu tavsiye ederim)

Çaylar, kahveler söylendi, odadaki en kıdemli müdürün moderasyonu eşliğinde 3 saat boyunca etliye sütlüye çok dokunmadan, çoğu bizi de alakadar etmeyen konudan bahsedildi. Toplantı sonuna doğru bu 22 kişi çeşitli kombinasyonlarda tekrar biraraya gelerek bu konuları daha detaylı konuşmak üzere sözleşti ve toplantıyı bitirdik.

Hiç unutmam, önümdeki deftere 1 satır not almıştım, “Firmadan CD ile güncel içerik gelecek”. (Bunun için bir toplantı yapmaya bile gerek yoktu!)

“Vay be” dedim kendi kendime, “işte binlerce kişinin çalıştığı kurumsallaşmış şirketlerde işler demek böyle yürüyor”. İşi yapacak 3 kişi, iş yapmak sürecek 2 hafta, yapılacak işin nasıl yapılması gerektiğini tartışmak 22 kişi ile minimum 3 ay!

Seneler sonra benim şirketimin de çalışan sayısı yüzleri aşmaya ve kurumsal dünyadan gelen profesyoneller ile çalışmaya başladığım zaman gördüm ki bu kurumsallaşmak denen naneyi biraz yanlış uyguladığınız zaman şirketinizi sakat bırakma, telafisi çok zor hasarlara yol açma ihtimaliniz çok yüksek.

Kurumsallaşmanın bizler gibi kurulduğu gün yatırımcı ile tanışan ve 3 ayda bir didik didik denetlenmeye alışık internet startup’ları için bağımlılık yaratan bir özelliği de var; koruyuculuk. Fazla kurumsallaşmış ve bürokrasinin işleyişi ele geçirdiği yapılarda şirket çalışanları ve ortakları tepeden tırnağa koruma altına girebilirler. İşlerin yavaş gitmesinin veya aksamaların mutlaka başka bir sorumlusu vardır, aksamalar, kurallar ve sorumluluklar çerçevesinde çözülemez hale gelir ve toplantılar toplantılar…

Bu koruma bana Mario Puzo’nun “Aptallar Erken Ölür” romanında, seks düşkünü olan ama hastalık kapmamak için düzenli olarak penisilin içen yazar Osano’nun durumunu hatırlatıyor. Osano’nun vücudunun sonunda penisiline karşı tepkisi azalır. Hastalığı kapan Osano sürekli kullandığı ilaç yüzünden hastalığı ilk evrelerinde farkedemez ve içten içe çürümeye başlar. Ben hastayım dediğinde ise iş işten geçmiştir.

Hayatım boyunca çarpık büyüyen ve sonuç olarak batan (başta aile şirketimiz olmak üzere) bir çok şirket gördüm, duydum. Bugün bir çok kurumsallaşmış şirket, ayakta kalabilmek için hızlı karar verebilme mekanizmalarını geliştirmeye çalışıyor, daha esnek iş yapma şekillerinin peşine düşüyor. Bu yüzden kendi şirketlerimizde kurumsallaşma konusu ben ve ortaklarım için en hassas konulardan biri olmuştur. Hızlı büyümeyi deneyimlemiş biri olarak girişimcilere nacizane önerilerde bulunmak istiyorum.

  • Oturmuş bir şirket kültürü, rahat ve sorunsuz bir büyüme için en önemli anahtarlardan biri. Start-up’lar için de şirket kültürünü de şirket içerisindeki ilk ekipler ve çalışanlar belirler. Tavsiyem, ekibinizde dikey hırsları değil, yatay hırsları olan takım arkadaşları ile çalışmanız olacaktır. “şirketteki en başarılı eleman olmak isteyen” değil, “alanındaki en başarılı olmak isteyen” insanlarla çalışmanın şirket kültürünün oluşmasındaki katkıları paha biçilmez olacaktır.
  • Ünvan enflasyonundan mümkün olduğu kadar kaçının. Özellikle yeni kurulan start-up’larda gerçekten ihtiyaç olmadığı sürece altı dolmayan havalı ünvanlar ve pozisyonlar açmayın. Markafoni’nin ilk iki senesinde biz ortaklar dahil kartvizitlerimizde ünvan kullanmıyorduk.
  • Şirketiniz içerisinde geliştireceğiniz kural setlerini ve bürokratik iş akışlarını, düzeni sağlamak için değil, sürdürülebilir olmak için kurgulamalısınız. Bireylere bağımlı kalmayan sürdürülebilir ve ölçülebilir ama düzensiz bir şirket, binlerce kuralla düzeni sağlanmış, hantallaşmış, aklın devre dışı kaldığı* bir yapıdan çok daha kıymetlidir.
  • Çalışanlarınızı, kurumsallık adına “tornadan çıkmış” hale getirmeyi değil hedeflemek düşünmeyin bile. Bir start-up’i, start-up yapan, ona o enerjiyi verenler genelde ya hiç kurumsal ortamlar görmemiş, ya da o ortamlarda bunalmış insanlar. Bu yüzden onları kurumsallıkla uyumlu hale getirmek kadar, yeri geldiğinde kurumsallığı da şirket kültürünüze uyumlu hale getirmeniz gerek. Unutmayın şirketinizin temelini bu insanlar oluşturuyor, kurumsallık değil.

About Kaan Sallı

http://perakendegunlugu.com sallikaan@gmail.com

Tartışma

Henüz yorum yapılmamış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: